20 Nisan 2009 Pazartesi

Bir Nesil Böyle Gelip Girecek


"yasak yasak yasak" olduğundan mütevellit vapura binmeden önce iskele önünde sigara içenlerina arasına katılıyorum. Sabahın köründe tek bir çöp önünde oluşan kalabalığın arasına katıldığımda onu farkettim. Kaşınıyormuşçasına da gözlerinin içinde baktım; artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiştim. Çok geçmeden bana gülümsedi. Aslında o an kaçmam gerekirdi fakat sigarayı atmaya gönlüm razı olmadı. Vapur saati yaklaştıkça kalabalık azaldı ama lanet sigara bitmediğinden "o"nun bana ulaşma ihtimali git gide yükseliyordu. En nihayetinde olan oldu.

"melaba çok dertli sigara içiyorsun yeaaa günaydın" dedi. "ah aşüfte gözüme gözüme güneş giriyor ondan kaşlarım çatık" demedim, diyemedim. "ahah size de günaydın" dedim. Bu yapmacık gülüşlerin ardından yüzde bir sırıtma ifadesi kalır ya, uzun süre normale dönemez hani; ondan gelmişti işte bana. Sırıtık kaldım öyle. Hem sırıtık hem kaşlar çatık, acı çeken bir surat ifadesi.
Ama bu maduriyetime rağmen "o" durmuyordu. "saçların ne güzel yhaaa :)))99" dedi. Bu sımayliyi ben gördüm o an. Hissettim. -hislerim çok kuvvetli ki- Tam muhabbet etmeye kalkacağı zaman sigaram bitti ve "iygünleaaar" diyerekten vapura doğru ayaklarımı kıçıma vura vura seyirttim. Sinsi gibi arkama bakarak yürüdüm ve ancak 3 açıdan görünmeyeceğim çok stratjik bir noktaya kıçımı koyduğumda rahata erdim.

Böyle kızlar var. Ürküyorum. Ya hakikaten her önlerine gelenle konuşuyorlar ya da ben "çoggonuşulabilirpotansiyeliolaninsan" statüsüne giriyorum. Mesleğim gereği çok seyahat ediyorum. - rexona reklamı gibi oldu.- Yalan tabi. Göçebeyim. Yörüğüm. -kanadalının tekine yörük kelimesini zavallıca açıklamaya çalışmam, yayık ayranından girip gözlemden çıkmam geldi aklıma. başka bir yazının konusu olmaya değer.- Toplu taşıma araçları korkulu rüyam olmaya devam ediyor. Bu "çogsosyalinsanlar" tarafından kurban olarak seçilmek istemiyorum. Sosyofobik oldum.-umarım böyle bir kelime vardır.-

Kalabalık yerlerde çipil çipil bakan gözleriyle bir tarama yapıp kendilerine uygun birini seçiyorlar. Zamanında İpek Ongun' un "bir pırıltıdır yaşamak" adlı kitabını okuyup oradaki direktifleri uygulamaya karar vermiş insanlar bunlar. Kendilerini tüm çirkinlikleriyle seviyorlarmış, sapık gibi. Şu cümle aklımda "eğer ki birinin parfümünğ beğendiyseniz yolda o kişiyi durdurup markasını sormaktan çekinmeyin." İşte bu insanlar İpek Ongun yüzünden bu halde. Bir de saç rengi soran versiyonu var bunların. Nasıl bir sevgi pıtırcıklığıdır bu? Benim bu tepkimi görseler "kendi karanlığına başkalarını da hapsetmeye çalışıyorsun ama ışığını bul" derler bana. -bak Cezmi Ersöz yine- İşte o an kafa atabilmeyi dilerim.

Konuşmayın lan benimle! Bir de ağzımın içine giriyorlar konuşurken. "acık öte git be kadın!" demek istiyorum. Canınız sıkıldıysa açın bir şeyler okuyun yoksa direk sayın, kuş sayın. Ama insanları taciz etmeyin, beni üzmeyin.
İpek Ongun diye insan var lan.

Kitabı görmenizi isterim;

http://www.saykitap.com/BSWEB/images/kitap/65591.jpg


-kitabı neden okuduğuma gelince; örtmenimiz şart koşmuştu "genç kız adaylarının gelişimi için değerli eserler" derdi. o da fenaymış."


[gugılda özgüven diye aratınca ilk bu foto çıktı eved.]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder