
konuya gireceğim ama öncelikle "sınav" diye bir şey var, final diye bir şey var bunu belirtmek istiyorum. vicdan azabı içerisindeyim ve allah' ın sopasını artık 2.senemde ensemde hissetmek üzere olduğum kanaatindeyim. çok hisli bir insanım, o kadar hisliyim ki o kadar olur. burus vilsi sevmiyorum ve bunun konumuzla alakası yok tekrar söylüyorum.
zaten sabah gözlerimi açtığımda belliydi yine atraksyonlu bir gün içerisinde olacağım. sabahın kör vaktinde uyandım. ama bu sefer inandım tekrar uyumam gerektiğine çünkü muhtemelen bu gece uyuyamayacaktım. -sınav diye bir şey var söyledim di mi?- ve üstün bir başarı göstererek tekrar uyudum. uyandığımda arkadaşım sınavına çalışmakta ve sigara dumanıyla beni boğmaktaydı. "camı açabülür müsün sevgili argodoşum?" dedim ve tekrar uykuya dönmek istedim. lakin elektrikli testere sesiyle irkildim apansız.-hayır arkadaşım beni kesmeye falan kalkmadı- evimizin önündeki eşşşek kadar ağacı - ki şahane bir ağaç. hastasıyız.- kesiyorlarmış. titredim ve kendime geldim haliyle. hemen pencereden çemkirmek için kalkacaktım ki -mahalle teyzesi edasıyla yapacaktım bunu. çok heveslenmiştim.- amacın ağacı budamak olduğunu anladık. yine de ağacın etrafına bir yığın insan toplanmış olması muhtemeldi. eğlenebilirdim. fakat camı da açtık ya oda acayip soğumuştu üşendim kalkmaya.
-gereksiz ayrınıtya boğup sabrınızı ölçüyorum sanabilirsiniz ama hayır yok öyle bir niyetim. nihehe-
zaten aşağıdaki çeyizci amcalarda bir kıllık seziyorum. adamların el kadar dükkanı var ama büyük işler peşindeymiş gibi bir hallerdeler korkuyorum.
neyse efendim en nihayetinde o yataktan kalkmak gerekti. bir süre sonra üst komşumuzdan çok şenlikli sesler gelmeye başladı. hayli eğleniyorlardı öğlen öğlen. kalabalıklardı ve tahmin ettiğim kadarıyla birisi üst komşumuzun bass gitarını gösterip " sen mi çalıyorsun? bir şeyler çalsana bakalım" demiş olacak ki komşumuz selvi boylum al yazmalım' ı bass ile çalmaya başladı. ve bir diğeri "oo olm sen çalmayı bilmiyorsun" demiş olacak ki "abii valla biliyorum bak ahana ahana" dercesine slap atmaya başladı. -seinfeld' deki gibi hee. ben de evin içinde elaine modunda geziyordum bu arada- yine bir başkası sırtını sıvazladı "boşver baba" dercesine bir bakış attı anlaşılan ve komşu gitarı bıraktı. işte asıl korkulu rüyam o zaman başladı. oyuncak org vardı evlerinde. han şu korkunç sesler çıkaran ve 5-6 yaşlarında çocukların elinde tehlikeli bri silaha dönüşebilenlerden. muhtemelen karşıdaki bakkaldan aldıkları 4lü pili bir heves takıp tüm yeteneklerini göstermek istediler birbirlerine. ve şahane melodiler duymaya başladım ondan sonra. birisi alıp "bak postacı geliyor"u çalarken diğeri elinden kapıp "ılgaz anadolu' nun sen yüce bir dağısın"ı patlatıveriyordu. bir ara "yine bir gülnihal" duydum gibiydi ama çok kısa sürdü. kaptılar elinden garibimin.
bir blokflütleri eksikti. ve hala da şahane ezgiler duymaktayım. yukarı çıkıp "ver is dı pardiiiee" diyen förgi gibi dalmak istiyorum aralarına fakat bakkala gidip doritos almaya üşeniyorum. hem sabah sabah doritos mu yenir lan?
ben bu isteğimi engellemeye uğraşırken yönetici teyzenin kapının önünden geçtiğini farkettim. kendisinin bize geçen aidattan 3 ytl borcu var. -3 ytl iyi para bence. ahah- ilk aldığı gün" yarım saat içinde getiririm şimdi bozuk yok" dedi ve sinsi gibi 3 haftadır getirmedi. kim bilir nerde yedi paramızı. tam yakalayacaktım ki dış kapıya ulaştı. kesin parayı vermemek için koşarak geçiyor bizim kapının önünden. aklıma yılan hikayesi denen dizi geldi. ne pis bir diziydi o be.
he bir de şüpheli paket mevzuu var. da ona başka zaman girerim artık. toparlayamayacağımı farkettim konuyu. ama şüpheli paket süpersel bir kelime grubu. arka arkaya söyleyince hayli eğlenceli oluyor. şimdilik şunu söylüyorum size; "şüphelipaketşüphelipaketşüphelipaketşüphelipaket.."
[13 ocak '08 küçük i know kung fu henüz istanbul üniversitesinde]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder